Ne Yazmışım

14 Ekim 2008 Salı

Helen





-ölüm mızrakların ucunda meydan okurken
aşk kana bulandı kin ağırlığı ayaklar altında-


tabiatın tüm kıskançlığına inat
gül yapraklarının gölgesi mahrum
güzelliğine
savaş naraları düşer

simsiyah geceyi
yakan güneşi
teninde sular
aşk avuçlarında binlerce kez doğar

tutkuların esiri prangalı kalpler
aşka dolanmış ölümü peşinden sürükler

boyun eğmiş
şehrin surlarından akan rüzgar
saçlarından eteklerine koşar

süngülerden damlayan kana karışır
gece sevişmelerinden sızan ter

kılıcına ay ışığından düşen aşk silüeti
kalplere giydirilir işaretli miğferler

hırçın kasırga çaresizlikten kopar
dilsiz kalır aşk meltemleri
çelik zırhları eritir bakışlara sinen
intikam

karanlığı sağır eder kısrakların delice çığlığı
mağlubiyet kokusu teslim alır
külleşen efsaneyi

çınlar zaferin acı kahkahası
durmaz
oklara kalkan olmus
gözyaşları

ruh terk eder
sahipsiz kalır
aşk yetimi sevmeler

uğruna dökülen
kan kırmızısı kadifeleşir
sarılır
toprağa karışan bedene
ve
tarihe gömülür yaşanmış düşlerde
aşk ölümsüzleşir




Semra Arıkan


Ekim 08





9 Ekim 2008 Perşembe

Umuda Dair




söz vermiştin

gülüşlerin yüzündeki müebbetliğine


demleme sakın

intiharları tetikçi düşüncelerinde


bilirim


çaresizliğin öfkelerini keskinleştirir

her gece karanlığında kandilleri tutuşturup

iç fırtınalarını kurban eder doğacak aydınlığa


ısmarlama vaatleri zamanın ayrıntılarına sıkıştırp

kör huzurlara sıgınıp beklenir

uçuk kaçık bakışlarla hayatın kapı eşiğinde

adı umut olan, o nazlı misafir


sağır sultanlar işitti yarınlara dair seslenişlerini

sussun isyan düşkünü karaların

üşümesin bekleyişlerin

sol cebine doldur gelecek masmavi mucizeleri


bulutlara gömülen gün, filizlenecek yine ışığıyla

paha biçilmez yıldızlar parlayacak

minik çocuğun kocaman gözlerinde

sen acık tut gönül kollarını uçsuzca


yaşadığın günün dallarına asılan silik dilekler

bir garip balıkçının ellerini acıtan ağlarına

takılır

yüzmeyi henüz öğrenmiş yeni doğan sevinçler


ve


avuçlarında tuttuğun renkli sabır tohumlarını

göreceksin

berrak bir ferahlığa nasıl dönüşecek


mimiklerinin unuttuğu ünlemsiz şaşkınlıklar

sahitlik edecek


dönülmezlere uğurla sonbaharın sararmış rengini

inadına tamamla yarım kalmış şiirlerini

yak bu defa umutsuzluk köprülerini




Semra Arıkan


eylül08

7 Ekim 2008 Salı

Semra Arıkan'a pür-hayalimin mânasıyla


İyiliğin Meleği doğdu / nurla
- Uçurumdur tüm hırçın korkularına
iter en derine -

I-
Arındırır kanını
Kin
Nefret
Öfkeden
Hâlis Melek
Hem-dil

II-
Sevmeyi öğretir siyahı
Yas tutmanın değil,
zerâfete eşliğini yaşatır aklı
Ki gecenin en uzun anında bile eli kalbindedir
Dilindeyse hümayun duası ...
Ateş-dil

III-
En sevilmeyeni sever
Yel olur yalnızlığa
Ki bundandır eser, sever
uçar, sever oluşu

Yıpranmaz, yıpratmaz ...
RÜZGÂR misâl Melek olur
Eser ...
Zirâ her iklimi sever

( Dalına tutunmakta zorlanan yaprağı Tutan melek )
Sayesinde tutundukça ferahlar yürek ...
Bina-dil

IV-
Ulu dağların zirvesinde meşk eder
Bilhâssa zoru seçer
Ki bundandır dirâyetli oluşu

Yılmaz, yıldırmaz ...
DAĞ misâl Melek olur
Siper ...
Zirâ her sınırı sever

( Her zelzelede ürken kuşlarıKoruyan melek )
Sayesinde sığındıkça bağlanır yürek ...
Müca-dil

V-
Göğsündeki buluta içini döker
İçine yağar, gürler
Ki bundandır kaynağının sonsuz oluşu

Aşınmaz, aşındırmaz ...
YAĞMUR misâl Melek olur
Gözler ...

( Her kuru toprağaYağan Melek )
Sayesinde doyurdukça dolar yürek

Zinde-dil

VI-
Yeşildenizle gezer
Deryâbının açıklığıyla gelir, gider
Ki bundandır umudunun bahrî oluşu

Batmaz, batırmaz ...
DENİZ misâl Melek olur
Sözler ...

( Her yüreği burkulanı bağrınaBasan Melek )
Sayesinde dalgalandıkça açılır yürek ...
Derya-dil

VII-
Kalben
Dâimî masum
Her dem malum
Te'sirli
seven Melek
Dost-dil

Nur gönlünün Hanında doğan melekişlesin nice kana ...


Nurhan Argaç Koca / Ağustos 2008



Çok değerli kalem Sevgili Nurhan Argaç Koca ya sonsuz teşekkürlerimle.